| 2601 kişi okudu

Genel Olarak

Covid-19 salgını nedeniyle alınan kanunla veya Cumhurbaşkanı Kararı getirilen sınırlama ile idari kararların ve salgının genel sonuçlarının, işçilerin 3.kişilere olan borçları nedeniyle işverene tebliğ edilmiş ve hali hazırda uygulanan veyahut henüz tebliğ edilmemiş olup salgın döneminde tebliğ edilebilen maaş haczi müzekkerelerin uygulanması ve sonuçları bu yazımızda incelenecektir.

Mevzuatımızda maaş haczi 2004 Sayılı İcra İflas Kanununda ve ayrıca 6183 Sayılı Kanunda düzenlenmiş olup, işçinin alacaklısının alacağının tahsili amacıyla yaptığı alacak haczidir. İşçinin dönemsel nitelikteki ücreti ile doğması halindeki diğer işçilik alacaklarına icra dairesince haciz konulduğunun işverene maaş haczi müzekkeresi ile bildirilmesi ve İşverenin de durumu teyit eden cevabi yazısı sonucunda işverenin ödeme yükümlülüğü başlamakta olup, bu ödeme yükümlülüğüne uyulmamasının maddi ve cezai sonuçları bulunmaktadır. İşçi o işyerinde çalışmıyor ise elbette İşveren bakımından böyle bir yükümlülük başlamamaktadır.

2279 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Etkileri

2279 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İcra Ve İflas Takiplerinin Durdurulmasına Karar verilmiş ve COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında; bu Kararın yürürlüğe girdiği tarihten 30/4/2020 tarihine kadar, nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere, yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına ve bu çerçevede taraf ve takip işlemlerinin yapılmamasına, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınmamasına ve ihtiyati haciz kararlarının icra ve infaz edilmemesine karar verilmiştir. Alınan kararın tarihi 21.03.2020 olsa da 22.03.2020 tarihli ve 31076 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve yayımı tarihinde de yürürlüğe girmiştir.

“İcra ve İflas Takiplerinin Durdurulması Hakkında Karar”ın yürürlüğe konulmasına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 330 uncu maddesi gereğince karar verilmiştir. Bahse konu madde şu şekildedir;

İcra takiplerinin durdurulması halleri

Madde 330 – Salgın hastalık, umumi bir musibet veya harb halinde Cumhurbaşkanı karariyle memleketin bir kısmında veya bazı iktisadi zümreler lehine muayyen bir müddet için icra takipleri durdurulabilir.

İcra iflas kanunun bu maddesi kanunun yürürlükte olduğu dönemde ilk defa ülkemizi de etkisi altına alan Covid-19 salgını nedeniyle uygulanmış olup yerinde bir uygulama olduğu açıktır.

2279 Sayılı Kararda icra ve iflas ve takip hukukuna ilişkin işleyecek süreler hakkında açık bir düzenleme yapılmamışsa da Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından 24.03.2020 tarihinde yayımlanan 86420598-296/2543 Sayılı yazıda strong"icra ve iflas takipleri ve takip hukukuna ilişkin sürelerin tatil süresince işlemeyeceği" belirtildiğinden icra ve iflas ve takip hukukuna ilişkin tüm süreler durmuştur.

Maaş Hacizlerinde Durum Nedir?

Anılan sürelerin durmuş olması alacaklılar tarafından bu durma süresi boyunca yeni maaş haczi işlemlerinin yapılamayacağı, borçluya tebliğ edilemeyeceği anlamına gelse de (ki bu konuda da icra dairelerinin işlem yapmadığı bilinmekle birlikte Kanun’da yine bir açıklık yoktur), anılan Cumhurbaşkanlığı Kararı öncesinde işverene tebliğ edilmiş ve işleme alınmış olan maaş hacizleri ile işçinin çalıştığı dönem itibariyle gerekli kesintiler yapılarak, kararın yayımından önce icra dosyasına gönderilen maaş hacizlerinin durumu özellik arz etmektedir.

“Maaş haczi” konulması genel anlamda bir icra dairesi işlemi olsa da, icra müdürlüğü kararlarının muhatabı olan 3.kişi konumundaki işveren tarafından yerine getirilmesi-uygulanması aşaması “icra işlemi” olarak kabul edilmeyebilir. Zira, Yargıtay’ın da kabul ettiği görüşe göre, bu işlem “muhafaza işlemi”dir. İşveren; maaş haczine neden olan alacaklı-borçlu (işçi) ilişkisinde taraf değil 3.kişidir; maaş haczi kararının ödeme yükümlüsü/sorumlusu sıfatını taşıyandır. Bu nedenle, görüşümüze göre, işçinin fiilen çalışmasına devam ediyor ve maaş tahakkuk ediyor olması şartıyla, anılan Karar’ın yayımı tarihinden evvel haczedilen tutar icra dosyasına gönderilir.

Ne var ki bu konuda iki görüş olduğunu belirtmek gerekir;

Birinci görüşe göre ki, biz de bu görüşe katılıyoruz; 2279 Sayılı Karar tarihinden önce işverene ulaşmış ve 7 günlük süresi dolarak işleme/sıraya alınmış, bu durum icra dairesine bildirilmiş tüm maaş hacizleri bakımından kesinti yapılmaya devam edilmelidir. Bu nedenle, İşverenin işçinin fiili çalışmasına karşılık hak kazandığı ücretin hacze konu kısmını icra dairesine göndermesine dair sorumluluğu devam etmektedir.

İkinci görüşe göre, sürelerin olağanüstü bir sebeple ve sosyal dengeyi sağlamak amacıyla durdurulduğu bu nedenle, anılan kararın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle alacaklıya ödenmek üzere bekleyen paranın alacaklıya ödenmesi dışında, yeni kesinti yapılmaması gerektiği savunulmaktadır. İşçi maaşı bakımından da durum farklı değildir. Nitekim; Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından 24.03.2020 tarihinde yayımlanan 86420598-296/2543 Sayılı yazısının 5.maddesi ile de borçlu ödemelerinin alacaklılara yapılması gerektiği bildirilmiştir.

Ancak, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanun’unun 330. Madde ’sinin amacının salgın, doğal afet gibi felaketlerde borçluların menfaatlerini korumak olduğu iddia edildiğinde de, bu halde dahi, alacaklı şikayet etmese, dava açmasa ve işverenin ödeme yapmamak suretiyle borçtan sorumlu sayılmasa bile; 1-açık bir kanun hükmü olmamasına rağmen alacaklının da zarara uğraması, 2-dosya borcuna faiz işleyerek işçi/borçlu aleyhine durumun doğması da kanaatimizce yine kararın amacı ile örtüşmeyecektir.

Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından 24.03.2020 tarihinde yayımlanan 86420598-296/2543 Sayılı yazıda, ‘’İcra daireleri yapılan ödemeler kabul edilerek dosya kapsamında sıra cetveli yapılmasını gerektirmeyen ve borçlu veya üçüncü kişilerin haklarının ihlal edilmeyeceği anlaşılan durumlarda paranın alacaklılara ödeneceği’’ belirtilmiştir. Yine Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından 24.03.2020 tarihinde yayımlanan 86420598-296/2543 Sayılı yazının 5. Maddesinde; ‘’dosya borcunun ödenmesi halinde veya alacaklı vekili talebi ile haciz ve yakalama şerhlerinin kaldırılabileceği, dosya kapama işlemlerinin öncelikle yapılabileceği’’ belirtilmiştir. Bu nedenle icraya yatırılan paranın alacaklıya gideceği konusu da açıklık kazanmıştır ki, işverenin icra dairesine yatıracağı para, belirtilen haller dışında icra kasasında beklemeyecek, alacaklıya ulaşacaktır.

Dolayısıyla iki görüşün de İşveren bakımından riskleri vardır. Bu riskler;

  1. Birinci görüşe göre kesinti yapmaya devam edilir (Kİ ÖNERİMİZ BUDUR) ise; İşçinin ücretin gereği gibi ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı edenle ve kıdem ödeyerek feshetmesi ve kesilen maaş bölümünün de kendisine ödenmesi talebi riski,
  2. İkinci görüşe göre işlem yapıldığında yani kesinti yapılmadığında ise, bu durumda İşverenin karşısına alacaklı tarafından başlatılabilecek icra suçu şikayetleri ile bu meblağı yine de alacaklıya ödemeye dair dava riskleri çıkmaktadır. Önerimiz, açık düzenleme olmayan bir durumda hiçbir işveren kesinti yapmayıp çalışana ödeme yapmayı seçerek, hem cezai riski, hem de ödediği tutarı yeniden üstelik de yargılama giderleri ve karşı taraf vekalet ücreti ile yeniden ödeme riskini üzerine almamalıdır.

Birinci seçeneğe göre çalışan ikinci görüşü öğrenmiş ve kendisine işvereni tarafından haksızlık yapıldığını düşünerek fesih yolunu kullanacak ise, Çalışana, İşverenin aksini uygulama halinde İşverenin karşı karşıya kaldığı diğer riskler barışçıl bir şekilde anlatılarak fesih önlenmeye çalışılabilir. Hatta çalışanın daha sonra bu seçeneği yeniden gündeme getirmemesi için de uygulanması zor da olsa, durum açıkça izah edildiği için çalışandan bu durum için yazılı bir rıza metni alarak dosyaya koymakta fayda vardır.

İşverenin burada kendi aleyhine alabileceği bir insiyatif bizce bulunmamaktadır, zira alacaklıya karşı sorumluluğu devam etmektedir, ortada kesinti ve icraya ödeme yapmamasını gösteren açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır,

İşveren sorun yaratmış ancak sonradan ikna olmuş çalışandan nasıl bir rıza almalıdır?

..........İşverenliği’ne

Hakkımda devam eden ....... İcra Müdürlüğü ...... E nolu dosyası ile ilgili maaş kesintilerimin yapılmasını ve borcumun icra dosyasına ödenmesini talep ediyorum. Çalışan

Ad-Soyad+İmza

İşveren 2279 Sayılı Karar’ın Yayımı Tarihinden sonra Başlamış/Tebliğ Edilmiş Maaş Hacizleri İle İlgili Ne Yapmalıdır?

Anılan karar 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu kapsamındaki işlemleri kapsamaktadır. Uygulamada da icra dairelerinin üçüncü şahıslara haciz ihbarnamesi gönderme işlemi yapmadıkları görülmektedir. Ancak böyle bir ihbarname herhangi bir sebeple tebliğ olduğunda durum ne olacaktır?

Burada yapılması gereken ilk tespit maaş haczinin 2004 Sayılı Kanun Kapsamında tebliğ edilip edilmediğidir. Eğer cevap “EVET” ise bu durumda bu konuda da sürelerin durup durmadığı açıkça düzenlenmediği ve yukarıda açıklandığı gibi tartışmalı olduğu için, önce gönderilen müzekkere konusu bu haczin geçerli olup olmadığı dikkate alınmalıdır.

Geçerli olduğu düşünülür ise ( ki bu durumda işveren kendisinin olmayan bir borç için risk almamalı ve gelen müzekkere geçerli gibi hareket etmelidir), böyle bir icra yazısının işleme alınıp alınmayacağı hatta, işlemle ilgili cevabın icra dairesine verilip verilemeyeceği güdeme gelmektedir. UYAP sistemi üzerinde bu işlem için, yani maaş haczi müzekkeresine cevap vermek için kullanılan ekranın kapalı olduğu görülmektedir. Ancak, bu durum işlemin yapılması yani maaş haczine devam edilmesi ile ilgili değil, akıbetinin dosyaya bildirilmesi ile ilgilidir. İşverenin işlem yapmakla yani cevap hazırlamakla yetinmek istememesi, bu cevabın mutlaka icra dairesine verilmek istenmesi halinde müzekkere cevabının elden/fiziken verilebileceği açıktır. Zira burada da risk cevap verilmemesi halinde o işçi çalışsa da çalışmasa da haczin kabul edilmiş olması sonucunun doğmasıdır. Bu nedenle maaş hacizlerinin cevaplarının açık olan icra daireleri yoluyla elden verilmesi hiç risk alınmaması bakımından tercih edilebilir.

Eğer gelen haciz 6183 Sayılı Yasaya göre tebliğ edilmiş bir kamu haczi ise durum nedir?
Bu durumda da, 6183 sayılı yasaya göre ödeme emirlerinin, hacizlerin, üçüncü kişi elindeki para ve mal hacizlerini durup durmayacağı noktasındadır. 2279 Sayılı Karar kapsamında 6183 sayılı yasa sayılmamıştır. Bu nedenle kamu kurumlarından gelen maaş hacizlerinin akibeti ile ilgili bir tereddüt yoktur, haciz işleme alınacak ve cevabı kamu idaresine ulaştırılacaktır.

Kısa Çalışma ve İş Akdinin Askıya Alınması Halinde Maaş Haczi

Maaş haczinin uygulayıcısı olan İşverenler bakımından işçinin fiilen çalışmaya devam ettiği dönem itibariyle maaş haczi kesintilerini icra dairesine göndermesine dair sorumluluğu, kısa çalışma ödeneğine başvurularak faaliyetin durdurulması halinde devam etmeyecektir. Yine 65 Yaş Ve Kronik Hastalık Genelgesi kapsamında işe gelmeyen ve iş akdi askıya alınan personel bakımından da ücret tahakkuk edecek bir çalışma şekline geçilmemiş ise maaş haczi devam etmeyecektir. Zira maaş haczinin konusunu ücret oluşturur, ücret tahakkuk etmez ise veya ücret yerine İŞKUR’dan ödenek bağlanır ise bu ödenek de maaş haczinin dışında kalır. İşçiye ücretsiz izin verilmesi halinde de maaş haczi uygulanmayacağı açıktır.

Yararlı olması dileğimizle.



 Paylaş


 Yorumlar (0)

Bu içerik için henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın.

 Yorum Yap

Bu içerik hakkında sorularınızı, görüşlerinizi veya eleştirilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Email adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.