| 1095 kişi okudu

Konunun İdare Hukuku ve Ticaret Hukuku Ekseninde Değerlendirilmesi

Bilindiği üzere, Corona virüs salgınının (COVID-19) yayılmasını önlemek, virüsün yayılım hızını yavaşlatmak ve toplum sağlığını korumak amacıyla ülkemizde ve dünyada sıkı tedbirler alınmaktadır. Bu tedbirler, ekonomik ve sosyal sonuçları yanında özel/tüzel kişilerin hukuki durumlarına ilişkin düzenlemeleri de beraberinde getirmektedir.

Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü de alınan tedbirlerin bir sonucu olarak şirketleri ilgilendiren konularda bazı yönlendirici açıklamalarda bulunmuştur. Son olarak da, Ticaret Bakanlığı’nın talebi ile TOBB tüm oda ve borsalara gönderdiği 01.04.2020 tarih ve 34221550-045.02-3392 sayılı yazısında kar dağıtımı ile ilgili yorum ve açıklamalar getirmiş, işlem talimatları vermiştir.

Bu çalışmamız; anonim ve limited şirket genel kurul toplantılarının ve bu toplantıda alınacak kararların, corona virüs sebebiyle uygulanan tedbirlerin idare hukuku ve ticaret hukuku kapsamında değerlendirilmesini amaçlamaktadır.

1. Kurula Olarak Anonim ve Limited Şirket Olağan Genel Kurul Toplantılarının Yapılma Zamanı

Anonim şirketler için Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 409. ve Limited şirketler için 617. maddelerinde her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içerisinde olağan genel kurul toplantılarının yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Özel hesap dönemine sahip olmayan şirketler bakımından faaliyet dönemi olarak genellikle takvim yılı tercih edilmekte, bu süre de Mart ayı sonuna kadar olağan genel kurul toplantılarının yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Şirketlerin genel kurul toplantılarını yapmaları gereken dönem, söz konusu tedbirlerin uygulanma zamanını kapsadığından, bu yönde de bazı kurallar konulmasına ve açıklamalar yapılmasına sebep olmuştur.

2. Anonim ve Limited Şirket Genel Kurul Toplantılarının Ertelenmesine ve Yapılma Şekline Dair Alınan Tedbirler

   2.1. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi (2020/3 sayılı)

Corona virüs gerekçesiyle alınan tedbirler kapsamında şirket genel kurul toplantılarını ilgilendiren ilk düzenleme olarak 20.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 19.03.2020 tarih 2020/3 sayılı ve “Organizasyonların Ertelenmesi” konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ele alınmalıdır.

İlgili genelgeye göre “ulusal ve uluslararası düzeyde açık veya kapalı alanlarda düzenlenecek her türlü bilimsel, kültürel, sanatsal ve benzeri toplantıların veya aktivitelerin Nisan Ayı sonuna kadar ertelenmesi uygun görülmüştür”.

Cumhurbaşkanlığı genelgeleri, İdare Hukuku sistematiğinde genel düzenleyici işlemler içinde yer almaktadır. Bu anlamda her Genelge, yetki, şekil, amaç, sebep ve konu unsurları bakımından hukuki değerlendirmeye tabi tutulur. Yazımız konusu düzenlemenin, amaç ve içerik itibariyle kamu sağlığına yönelik bir tedbir olduğu açık olup, bu nedenle alınan diğer tedbirler gibi bir tasnife tabi tutulması, emredici/yasaklayıcı veya tavsiye niteliğinde olması yorumlanmasını kolaylaştırabilir. İdare Hukuku bakımından bir düzenleyici işlemin emredici, tavsiye niteliğinde veya bağlayıcı olup olmadığı, Genelgeyi düzenleyen Kurum’un yetkili olup olmaması, işlemin amacı, kime yönelik düzenlendiği, düzenleme tarzı ve lafzına göre anlaşılır. Anılan Genelgenin de bu çerçevede kamu sağlığı bakımından yetkili bir Kurum tarafından kamu sağlığını koruma amacıyla düzenlendiği, kamu idareleri bakımından emredici olması da kabul edilebilir. Zira bu idareler de kamu sağlığı bakımından gerekli tedbirleri bu Genelgeye göre alacaklardır.

Ancak, aynı düzenlemenin tüm özel sektör kuruluşları şirketler için aynı etkiyi doğurduğu ve kesin bir bağlayıcılığı olduğu söylenemeyecektir. Zira, TTK 210. maddesi kapsamında Şirketlere ilişkin yapılacak olan düzenlemelerin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yapılabileceği, diğer kurum ve kuruluşların ise kendilerine kanunla yetki verilmiş olması halinde şirketlere ilişkin düzenlemeler yapabileceği hükme bağlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Kurumu, Şirketler ile ilgili düzenleme yapmak bakımından doğrudan yetkili bir Kurum değildir, zaten alınan karar da doğrudan Şirketler amaçlanarak alınmamıştır. Anılan Genelge’de bağlayıcılık/buyuruculuk/emredicilik ilgili kamu kurumlarının Genelge’nin gereğini yerine getirmeleri bakımındandır. Bu nedenledir ki, konuyla ilgili erteleme hakkındaki asıl “duyuru” (Genelge ya da Tebliğ gibi bir işlem formu kullanılmaksızın) Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yapılmıştır. Şirketlerin Genelge ve Duyuru’ya uymaları elbette kamu sağlığı bakımından şarttır. Bu eyleme Genel Kurul toplantılarını fiziki olarak değil de altyapıları hazır olması halinde elektronik ortamda yapmak da dahildir. Dolayısıyla, TTK kapsamında faaliyet gösteren halka kapalı şirketler, tek ortaklı şirketler, SPK kapsamında faaliyet gösteren halka açık şirketler, 6411 Sayılı Bankacılık Kanununa tabi olarak faaliyet gösteren Bankalar ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren sigorta şirketleri bakımından, Ticaret Bakanlığı veya ilgili idari düzenleyici kurulların daha açıklayıcı ve kamusal irade bakımından daha buyurucu/emredici düzenleme yapmaları halinde, anılan Genelge Şirketler için de emredici hale gelebilecektir.

Bu meyanda, söz konusu Genelge’de yer alan “benzeri toplantılar” ifadesin şirket genel kurul toplantıları için geçerli olmakla birlikte, ilgili kurumlar bakımından salgın hastalığın yayılmasının önlenmesi amacıyla gereken düzenlemenin yapılması ve şirketler bakımından da genel anlamda bir tavsiye mahiyetinde olacağı kabul edilmelidir. Genelgenin yayımı tarihine kadar yapılmamış olan şirket genel kurul toplantılarının Nisan ayı sonuna kadar yapılmaması ve bu tarihten sonraki bir tarihe ertelenmesi Genelge kapsamında mümkündür. Ancak, 30 Nisan’a kadar geçerli olarak bir genel kurul toplantısı yapılması ve tamamlanması halinde (örneğin az sayıda ortağı olan aile şirketleri, limited şirketler, tek ortaklı şirketlerin toplantıları) bu durum, toplantıya katılmak istemekle birlikte seyahat yasağı, evden çıkma yasağı vs tedbirler kapsamında katılamamış olan ortakların haklarının kullanılması dışında, toplantının ve toplantıda alınan kararların sıhhatine dair bir tereddüt doğurmayacaktır; yapılacak genel kurullar ve alınacak kararlar hukuken geçerli olacaktır.

 2.2. Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarına İlişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ni Tamamlayıcı Açıklamasının/ Duyurusunun Değerlendirilmesi

Cumhurbaşkanlığı genelgesi gereği Nisan ayı sonuna kadar yapılmayabilecek olan şirket genel kurul toplantıları açısından, İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından 20.03.2020 tarihli Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarına İlişkin Açıklama metni yayımlanmış ve bu metinde genel kurul toplantıları bakımından birtakım tedbirler öngörülmüştür. Yukarıda bahsedilen doğrudan/dolaylı yaklaşımının gereği Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Cumhurbaşkanlığı Genelgesi gereğince kendini doğrudan muhatap görerek, kendisi için emredici mahiyetteki bu Genelgeyi yaptığı idari işlem/açıklama ile yerine getirmiştir.

İlgili açıklama uyarınca, çağrısı yapılan ancak henüz gerçekleştirilmeyen genel kurul toplantılarının, ileri bir tarihte yapılmak üzere iptal edilebilmesi ve bu durumun ilan edilmesi ile şirket esas sözleşmelerinde hüküm bulunmasa dahi şirketlerin gerektiği hallerde elektronik genel kurul toplantıları uygulamasına olanak tanınacağı ifade edilmiştir.

Açıklamadaki bu düzenlemeler Cumhurbaşkanlığı Genelgesindeki kamu sağlığı tedbiri, salgının yayılmasını önleme iradesi ile paralellik göstermekle birlikte, elektronik genel kurul toplantılarının yapılması şartları ve özellikle bu genel kurullarda dahi fiziki olarak da toplanması gerekliliği karşısında amaç-sonuç veya elverişlilik anlamında tereddütlere yol açabilecek niteliktedir.

TTK’nin 1527. maddesi, Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”) ve Ticaret Şirketlerinde Anonim Şirket Genel Kurulları dışında Elektronik Ortamda Yapılacak Kurullar Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) hükümleri çerçevesinde, ana sözleşmelerinde ilgili düzenlemenin bulunduğu ve gerekli sistemi temin etmiş olan şirketler, genel kurul toplantılarını elektronik ortamda yapabilmektedir.

Açıklama kapsamında, esas sözleşmelerinde kurul toplantılarının elektronik ortamda gerçekleştirilmesine ilişkin düzenleme bulunmayan şirketlerin de bu dönemde gerçekleştirecekleri genel kurul ve ilgili yönetim organı toplantılarını elektronik ortamda gerçekleştirebilmelerine imkân tanınmıştır. Öyle ki, Bakanlık, elektronik ortamda toplantı yapılmasına imkân tanıyan hükme ilişkin sözleşme değişikliğinin bundan sonra yapılacak ilk genel kurul toplantısında yapılması gerektiğini ifade etmiştir.

Elektronik Genel Kurul Sistemi (“EGKS”) yoluyla genel kurul toplantısı yapmak isteyen şirketler açısından getirilen tek kolaylık esas sözleşmede hüküm bulunmamasına rağmen, bu yolu kullanabilmelerine ilişkindir. İlgili yönetmelik ve tebliğ hükümleri gereği toplantının fiziki ortamda açılma koşulunun esnetilmemiş olması, EGKS’nin halka kapalı şirketlerin genel kurul usullerini kolaylaştıracak herhangi bir düzenleme içermemesi nedeni ile mevcut kriz ortamında, konuya ilişkin kolaylaştırıcı bir düzenleme gelmediği müddetçe, şirketlerin Genel Kurullarını elektronik ortamda gerçekleştirmelerinin birtakım külfetleri beraberinde getireceği hususu göz önünde bulundurulmalıdır.

Açıklanan tüm bu sebeplerle, genel kurul toplantısı yapılmasını gerektiren zorunlu bir sebep bulunmaması durumunda, pay sahiplerinin vazgeçilmez haklarından olan genel kurul toplantısına katılma ve oy hakkı gibi haklarının niteliği de göz önünde bulundurularak erteleme kararı verilmesi en pratik çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak tekrar etmek isteriz ki, bu erteleme bir zorunluluk yasaklama sebebiyle değil, ülkemizde en başından beri salgın hastalıkla ilgili tedbirlerin genel dokusuna ve yapısına uygun olarak “gönüllü olarak gerekli önlemleri alma iradesi” ile ilgilidir.

3. Anonim ve Limited Şirket Genel Kurullarında Alınacak Kararlara İlişkin Açıklanan Görüşler

Ticaret Bakanlığı’nın talebi ile TOBB’nin tüm oda ve borsalara gönderdiği 01.04.2020 tarih ve 34221550-045.02-3392 sayılı yazısında:

“Ticaret Bakanlığı tarafından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) iletilen 31.03.2020 tarihli yazıda, Covid-19 virüsü nedeniyle sermaye şirketlerinin özkaynaklarını korumasının önemine işaret edilerek, bu çerçevede, 28.11.2012 tarihli ve 28481 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğe dayanılarak “Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliği’nin” 13/5 inci maddesine dayanılarak, kamunun iştiraki olan şirketler hariç olmak üzere; Sermaye şirketlerinin 01.04.2020 tarihinden itibaren yapılacak genel kurul toplantılarında, “geçmiş yıl kârlarının dağıtıma konu edilmemesi, dağıtım tutarının 2019 yılı net dönem karının %25’ini aşmaması ve yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilmemesi” hususları belirtilmiştir.

Bu yazı ile, erteleme kararı verilmeksizin yapılmasına karar verilen veya ertelemeden sonraki tarihlerde yapılacak olan şirket genel kurul toplantılarında alınacak kararlar bakımından da ayrı bir düzenleme getirilmiştir gibi görünmektedir.

Ancak bu konuda da öncelikle anılan talep/tavsiye niteliğindeki kararın hukuki niteliğini idare hukuku ve ticaret hukuku bakışıyla ele almak gerekecektir. Konunun çözümü için idari işlemin beş unsurunu bu işlemler bakımından da aramak ve değerlendirmek kaçınılmazdır. Ticaret Bakanlığı’nca TOBB’a bir talep gönderilmesi, TOBB’un da sicil müdürlüklerine hitaben bir bildirim yayınlaması, bilinen idare hukuku işlemleri içinde “tavsiye/talep, iç yazışma” terminolojisi dışında şekil unsuru anlamında herhangi bir hukuki anlama, nitelemeye sahip olamamaktadır. Yani yazı, talimat veya açıklama her ne olarak adlandırılırsa adlandırılsın, hem yetki hem de şekil unsuru bakımından sorunludur, net bir hukuki anlam verilememektedir. Hatta öyle ki, kaleme aldığımız bu değerlendirmede dahi bu yazıya, işleme bir ad vermekte zorlanılmakta, tanım yapılmamakta, yeknesak bir terim, tabir kullanılamamaktadır.

Bakanlık temsilcileri bakımından bir görevlendirme/talimat görünümünde getirilen bu düzenlemenin, bakanlık temsilcileri bakımından bağlayıcı olduğu kabul edilse de şirketler bakımından bir zorlama içeriğine sahip olmadığı öngörülmeli, söylenmelidir. Zira yapılan işlemlerin bu kez idare hukuku bakımından, “genelge” olarak adlandırılması dahi mümkün değildir, bu nedenle uygulama olsa olsa bir tavsiye olabilir, düşüncesindeyiz.

Esasen bağlayıcılık, bir talimat/emrin varlığı konusu bakanlık temsilcileri açısından da çok açık değildir. Her şeyden evvel TOBB, bakanlık temsilcilerinin amiri değildir, bakanlık temsilcilerine de doğrudan talimat veremez, yetkisi yoktur; şu kadar ki yazıda, Ticaret Bakanlığı talimatından bahsedilmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, Ticaret Bakanlığı’nın TOBB’a talimatı bakanlık temsilcileri için değil, TOBB’un duyuru yapması veya talimat verme yetkisi altındaki ticaret sicil müdürlükleri bakımından gözetilebilir. Yani, araştırılması ve üzerinde durulması gereken konu Ticaret Bakanlığı’nın bakanlık temsilcilerine İç Ticaret Genel Müdürlüğü vasıtasıyla genel kurul toplantı gündemlerinde kar dağıtımı maddelerine yönelik bir talimat emir verip vermedikleridir.

Böyle bir durumda, yani ortada hukuken geçerli ve bir anlam atfedilebilecek, doğru bir idari işlem, uyulması gereken bir emir, doğrudan Şirketlere yönelik yasaklama hükmü içeren genel düzenleyici işlem olmadığı halde, konu nasıl yorumlanmalıdır? Bakanlık temsilcilerinin bir sorgulama yapması ve İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nden bir emir/talimat beklemeleri gerekmekle birlikte, uygulamanın nasıl gerçekleşebileceği bilinememektedir. Toplantı yapmak isteyen şirketlerin gündemlerinde yer alacak kar dağıtımı maddeleri hakkında bir görüş mü bildirecekler, yoksa doğrudan TOBB’un açıklamasını uygulamaya mı çalışacaklardır, önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak asıl mesele, bu tavırlara karşı şirketlerin nasıl aksiyon alması gerektiğidir.

Her şeyden evvel, şirketlerin genel kurulları ile ilgili yönetmeliğin 13/5. maddesi gereği 2020 yılı içinde yapacakları genel kurul toplantısında Ticaret Bakanlığının kar dağıtımı ile ilgili sınırlama talebini dikkate almak zorundadır denilse dahi, almaz ise ne olacağının gerçek ve uygulanabilir bir yaptırımı yoktur.

Kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararlarının sicile tescil edilmesi gereken kararlardan olmadığı dikkate alındığında, genel kurul kararının sicile tescil edilmemesi bir yaptırım olarak kabul edilemez. Kaldı ki, bakanlık temsilcisi katılmaksızın gerçekleştirilen toplantılar bakımından aksi yönde karar alınan genel kurullar için bir denetim mekanizması da yasal sistemimizde bulunmamaktadır. Zaten özünde TOBB’un işlemi gerçek bir yasaklama değildir; yasaklama olsaydı bunun yine TTK’nun 210. maddesine uygun olarak yapılması, TOBB yazısı ile odalara ve borsalara bildirilmesi değil, bir Ticaret Bakanlığı Tebliği, geçici madde şeklinde düzenlenmesi, böylece tüm şirketler için geçerli olması; denetleme şeklinin açıkça belirlenmesi ve aksi yönde karar verilmesi halinde bir yaptırımının açıkça öngörülmesi gerekirdi.

Bakanlık temsilcilerinin katılacağı şirketler sınırlı sayıda olmakla birlikte son derece büyük şirketlerdir: halka açık şirketler, holding şirketler, bankalar, sigorta şirketleri gibi. Bu şirketler bakımından tavsiyenin bir uygulama sorunu yaratacağı açıktır. Dolayısıyla bakanlık temsilcileri bu toplantılarda kar dağıtımına ilişkin gündem maddelerinde TOBB yazısı aksine bir kararın alınmasının görüşülmesine muhalefet edebileceklerdir. Ancak aksi yönde bir karar, genel kurul tarafından verilir ise; bakanlık temsilcilerinin görevi devreye girecek; bakanlık temsilcileri kanuna veya genel anlamda mevzuata aykırı olarak alınan kararlar hakkında (ki kanaatimiz, tavsiye edilenden farklı bir kar dağıtımı kararı vermek, bugüne kadar hukuka uygun olarak yürürlüğe konulmuş hiçbir düzenlemeye aykırılık teşkil etmeyecektir) hazirunu bilgilendirmek, gerekli görürler ise Bakanlık ve ilgili sicil müdürlüğünü bilgilendirme yöntemlerini uygulayacaklardır. Bu yönüyle bakıldığında bakanlık temsilcilerinin katılacağı toplantılarda aksi yönde alınacak kararlar bakımından muhalefet şerhi veya bakanlık temsilcilerinin benimseyeceği hareket ve uygulama tarzına göre farklılık gösterebilecek bir sorun yaşanabileceğini tekrar etmekte fayda görüyoruz. Eklemek isteriz ki, aksi yönde alınan bir kararın tescil aşamasında sicil müdürlüklerince sorun yaratılması ihtimali de bulunmaktadır. Her ne kadar yazıda bu tavsiyeye uyulması yönünde bir zorunluluk bulunmasa da, TOBB’un bir talimatının, yazısının varlığı nedeniyle ticaret sicil müdürlüklerinin, bu konuda inisiyatif ve sorumluluk almaktan çekinebileceği, kar dağıtımı dışında alınan, yönetim kurulu seçimi, bağımsız denetim şirketi seçimi, sermaye artışı/azaltımı gibi gündemde yer almış ve kabul edilmiş ve işlemin yürürlüğe girmesi veya tamamlanması bakımından tescil şartı olan diğer kararların da bu sebeple tescil talebini reddedebilecekleri düşünülmektedir. Elbette bu durumda izlenecek yol, ticaret sicil müdürlüğü’nün kararının kaldırılması ve tescil kararı verilmesi bakımından TTK’nun 34. maddesi uyarınca ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi’nde itiraz konulu bir dava açmak olacaktır.

4. Kar Dağıtımı Sınırlaması Konusundaki Tavsiyeye Uyulmalı mıdır? 

İşin esasına bakıldığında bu yönde bir açıklama yapılmasının görünen/açıklanan sebebinin şirketlerin sermayesinin ve öz sermayelerinin korunması gerekliliği olduğu kabul edilebilir. Bilindiği üzere TTK’nın 376. maddesi sermayenin kaybı ve borca batıklık durumunda izlenmesi gereken yolu düzenlemektedir. Kar dağıtımı yapılmaması veya sınırlı olarak yapılması suretiyle şirketlerin öz kaynaklarının korunması ve yaşanılan olağan üstü dönem sebebiyle şirketlerin zarar etme olasılıkları yüksek olduğundan sermaye kaybı veya borca batık duruma düşmelerinin engellenmesi amaçlanmaktadır, diye düşünülebilir.

Bu düzenlemenin, sermaye şirketlerinin kar elde etmek üzere kurulmuş olmaları gerçeği ile bağdaşmadığı düşünülebilirse de uzun vadede şirketin devamlılığı ve pay sahiplerinin çıkarlarına uygun olacağı kabul edilebilir. Bu sebeple, her ne kadar tavsiyeye uyma konusunda bir zorunluluk bulunmasa da her bir şirket yapacağı genel kurul toplantısında kendi özelinde bir değerlendirme yapmalı ve buna göre en doğru kararları almalıdır.

5. Sonuç

Corona virüs salgının yarattığı ekonomik etki ve bu kapsamda şirketleri ilgilendiren yukarıdaki düzenlemeler karşısında şirket genel kurulları açısından ortaya çıkan ihtimalleri ve sonuçları şu şekilde sıralamak mümkün olacaktır:

  1. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca genel kurul toplantılarının Nisan ayı sonuna kadar yapılmamasının mümkün olduğu,
  2. İç Ticaret Genel Müdürlüğü açıklaması uyarınca çağrısı yapılan ancak henüz gerçekleştirilmeyen genel kurul toplantılarının, ileri bir tarihte yapılmak üzere yeni bir yönetim kurulu kararı ile iptal edilebilmesi,
  3. Elektronik genel kurul yapabilecek şirketlerin, ana sözleşme değişikliğine gerek olmaksızın, gerektiği hallerde elektronik genel kurul toplantıları uygulayabilecekleri, ancak toplantıyı fiilen açmak ve yine bu kişilerin bir araya gelmesi zorunluluğu devam ettiğinden bu konuda yeni bir kolaylık getirilmediği,
  4. Genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilen şirketler açısından gündeme kar dağıtımı ile ilgili sınırlama eklemelerinin pek az şirket için uygulama bakımından zorlayıcı bir anlam ifade ettiği, dolayısıyla kapsam dışında kalan pek çok şirketin alacakları karar yönünden serbest oldukları düşünülse de sicil müdürlüklerinin bu konuda uygulama sorunu yaratabilecekleridir.

Getirilen düzenlemelerin her birinin şirketler açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi ve şirketin mevcut durumuna ve özelliklerine uygun bir yolun seçilmesi gerekir. Bu süreçte, mevcut durum analizinin doğru yapılmasının önemini vurgulamak isteriz.

Yararlı olması dileğimizle.



 Paylaş


 Yorumlar (0)

Bu içerik için henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapın.

 Yorum Yap

Bu içerik hakkında sorularınızı, görüşlerinizi veya eleştirilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Email adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.