İş sözleşmesi devam ederken bazı hallerde ibra alma ihtiyacı doğabilir. Örneğin, işveren ile çalışan arasında ücret (ve ekleri) ilişkisi dışında bir borç alacak ilişkisi oluşmuş olabilir, bu ilişkiyi karşılıklı olarak tam anlamıyla bitirmek amacıyla bir ibra oluşturulabilir.

İş kazası veya meslek hastalığı dolayısıyla da işveren ve çalışan arasında iş akdi devam etmesine rağmen ibraya konu edilecek hususlar oluşabilir. Bu konuda da karşılıklı ibraname oluşturmak mümkündür. İş Kazası ve meslek hastalıkları ile ilgili ödemelerde, ödeme tutarının, objektif bir bakışla da oluşan zarar ile uygun ve kabul edilebilecek bir ödeme olmasına dikkat etmek gerekir.

Çalışanın bir buluş sebebiyle bir ücret alması ve bu konu hakkında işverenin ibra edilmesi söz konusu olabilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi’ne göre ibra aşağıdaki şartları da taşımalıdır;

Yazılılık; ibraname yazılı düzenlenmek zorundadır bu bir geçerlilik koşuludur.

Alacağın belirtilmesi; alacak türleri kalem kalem belirtilmeli ve miktarı açıkça yazılmalıdır.

Eksiksiz ödeme; hak edilme tutarları eksiksiz ödenmelidir. Eksik ödeme halinde ödenen tutar “makbuz” hükmünde sayılmaktadır.

Ödeme banka yoluyla yapılmalıdır; ibranamede yazılı tutarlar banka aracılığıyla ödenmelidir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesine göre, iş akdinin sona ermesinde alınacak ibra, sona erme tarihinden 30 gün sonra alınması halinde geçerlidir. Peki, iş akdinin devamı sırasında alınacak ibralarda da geçerlik şartı olarak, iş akdinin sona ermesinden sonra 30 gün süre geçmesi şartı diğer şartlar ile birlikte aranacak mıdır? Bu konu tartışmalıdır. Zira madde metni bu kuralı alacağın iş ilişkisinin devamında doğması, sona ermeye bağlı olarak doğması şeklinde bir ayrıntıyla düzenlememiştir. Tasarıda yer alan bu detay kanun maddesine taşınmamıştır.

Ancak, konu işçi işveren arasında akdin devamı sırasındaki bir borç ödünç sözleşmesi ise veya oluşan bir meslek hastalığı yada iş kazası ödemesi ise, bir işçi buluşu gibi akdin devamında tarafların birbirini ibra etmesi gereken bir konu ise, akademik tartışma bir yana, bu takdirde bu maddenin uygulanma imkanı fiilen zordur. Yine de, bu konularda da akdin devamı sırasında alınan ibra bakımından Borçlar Kanunun genel olarak irade fesadı ve geçersizlikle ilgili iddiaların ileri sürülmesi muhtemeldir. İrade fesadına dayalı hakkın işçi tarafından kullanılması ve etkili bir sonuç doğurabilmesi için iş akdinin sona ermesinden sonra bir yıldan fazla zaman geçmemesi gerekir. Bir yıllık sürenin başlangıcının iş akdinin sona ermesi tarihi kabul edilmesi hakkaniyet gereğidir. Hükümsüzlük yani bir aylık bekleme koşulunun gerçekleşmediği iddiası konusunda ise bir süre şartı olmadığını belirtmek gerekir.

İşveren olarak, hakkın tam karşılığı olmama veya geçersizlik gibi iddialardan korunabilmek amacıyla iş akdi devam ederken çalışandan alacağınız her ibra metnini mutlaka çalışan ve avukatının huzurunda yapmaya çalışarak hakkın tam karşılığının kendi iradesi ile tespit edildiğini ispat edebilirsiniz. İş akdi devam ederken ibra alınamayacağı, iş akdi sona erdikten sonra ve 30 gün içinde alınmış olmama konusundaki geçersizlik iddiasını ise ancak, mahkeme ilamı hükmünde arabulucu işlemi şeklinde ibraname alarak gerçekleştirebilirsiniz. Bu yöntemleri kullanarak ibranın geçersizliği veya irade fesadı tartışmalarını engelleyebilirsiniz.


 Yorumlar (0)

 Yorum Yapın