KORONAVİRÜS SALGINI KAPSAMINDA YAPILAN YASAL DÜZENLEMELER KARŞISINDA ÇEKİN İBRAZI VE ÖDEMEME DURUMUNUN TESPİTİ MÜMKÜN MÜDÜR? 



Koronavirüs salgınının (COVID-19) yayılmasını önlemek, virüsün yayılım hızını yavaşlatmak ve toplum sağlığını korumak amacıyla alınan tedbirler yanında ekonomik hayatı yakından ilgilendiren birtakım tedbirler alınmakta ve düzenlemeler yapılmaktadır. Bu düzenlemeler kapsamında yargı alanını yakından ilgilendiren bazı kanun ve kararlar yayımlanmıştır.


Bu çerçevede 22.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de İcra Ve İflas Takiplerinin Durdurulması Hakkında Karar (Cumhurbaşkanı Kararı) yayımlanarak 1. maddesi ile yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına ve bu çerçevede taraf ve takip işlemlerinin yapılmamasına, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınmamasına ve ihtiyati haciz kararlarının icra ve infaz edilmemesine karar verilmiştir.


26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de ise 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Koronavirüs Tedbirleri) yayımlanarak Geçici Madde 1 ile yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla kanunda sayılan sürelerin 30.04.2020 tarihine kadar durdurulması hükme bağlanmıştır. 


Bu çalışmamız; yapılan yasal düzenlemelerin ticari hayatın vazgeçilmez ödeme araçlarından olan çeke etkisi, çekte ibraz yükümlülüğü ve bu yükümlülüğe bağlanan sonuçlar, ödeme günü gelen çeklerin ibraz edilip edilemeyeceği; muhatap bankaların ödeme yapıp yapmayacağı veya ödememe durumunu tespit edip etmeyecekleri gibi alacaklıların haklarının durumunun tespitini amaçlamaktadır.  


I. 7226 SAYILI KANUN DÜZENLEMESİNİN ÇEKTE İBRAZ SÜRESİNİ KAPSAYIP KAPSAMADIĞI


7226 sayılı Kanun’un Geçici Madde 1 düzenlemesinin ilgili kısmı aynen şu şekildedir:


Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;


a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,


b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur.


Kanun metninde açıkça çeklere ilişkin bir düzenleme olmasa da “ibraz süreleri” ifadesinin çekleri de kapsadığı düşünülmektedir. Aynı zamanda çekteki ibraz süresinin hak düşürücü süre olması sebebiyle madde devamında belirtilen “hak düşürücü süreler” ifadesi de bu düşünceyi doğrulamaktadır. 


Çekteki ibrazın amacı ve işlevi ödemenin muhataptan talep edilmesidir (TTK m. 796/1). Hamilin, ödememe durumunda, çekte yer alan borçlulara karşı başvurma hakkını kullanabilmesi için ise ibrazın zamanında yapılmış olması ve ödememe durumunun kanunda öngörüldüğü şekilde tespit ettirilmiş olması şarttır (TTK m. 808). Bu yönüyle ibraz ve doğal olarak ibraz süreleri, hamilin başvuru hakkının doğumuna ve kullanımına ilişkin sürelerdendir. 


Açıklanan tüm bu gerekçeler ile, çekteki ibraz sürelerinin 7226 sayılı Kanun’un Geçici Madde 1. hükmü gereği 30.04.2020 tarihine kadar durduğunun kabulü gerekir.         


II. İBRAZ SÜRESİNİN DURMASI NE ANLAMA GELMEKTEDİR?


Sürelerin durmasına ilişkin getirilen düzenlemenin lafsından yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesinin amaçlandığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, bir önceki başlıkta tespit edildiği üzere çekte uzayan ibraz sürelerinin, çekte yer alan kişileri ne şekilde etkilediğinin de ayrıca tespit edilmesi gerekmektedir.


1. Hamil (Alacaklı) Açısından


İbraz yükümlülüğü ve ibraz süreleri, hamilin, çekte yer alan borçlulara karşı kullanacağı başvuru hakkının doğumuna ve kullanımına ilişkin olduğundan; çekin süresinde ibraz edilmemesi durumunda hak kaybına uğrayacak kişinin hamil olduğu sonucunu doğurmaktadır. Bu sebeple çekteki ibraz süreleri, hamil açısından duracaktır ve bu yolla kendisinin hak kaybına uğraması engellenmiş olacaktır.  


Koronavirüs salgını sebebiyle alınan tedbirler gereği örneğin 65 yaş üstü ve/veya kronik rahatsızlığı bulunan hamiller sokağa çıkma yasağına tabi olduklarından, bu hükümden faydalanarak ibraz süresini kaçırma ve hak kaybına uğrama riskini ortadan kaldırmış olacaklardır. 


Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ibraz sürelerinin durdurulmuş olmasıdır. Düzenleme tarihinin ertelenmesi/değiştirilmesi ve/veya ibrazın yasaklanması/geçersiz sayılması şeklinde bir düzenleme getirilmemiştir. Bu sebeple, ibraz sürelerinin durmuş olması, düzenleme tarihi gelen çeklerin ibraz edilemeyeceği anlamını taşımamaktadır. Aksinin kabulü, kanunun düzenlenme amacına aykırılık teşkil edecektir. Kanun açıkça hak kayıplarının önlenmesini amaçladığından, hak sahibi hamil, alınan tedbirler kapsamında herhangi bir kısıtlamaya tabi değilse, ibraz yükümlülüğünü yerine getirebilecektir.


Kanun koyucunun amacı ibrazı yasaklamak ya da geçersiz saymak olsaydı 5941 sayılı Çek Kanunu Geçici Madde 3/5 hükmü gibi bu durumu açıkça düzenlemesi gerekirdi. Zira söz konusu madde aynen şu şekildedir:


31/12/2020 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.


Görüldüğü gibi bu hüküm ileri keşide tarihli çeklerin kabulü sonucunu doğuran düzenleme olup; düzenleme tarihinden önce çekin ibrazını geçersiz saymaktadır. 7226 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemenin de aynı etkiyi doğuracağının kabulü mümkün değildir. Çek Kanunu, düzenleme tarihinden önce ibrazı geçersiz sayarken, 7226 sayılı Kanun, ibraz sürelerinin durması halini düzenlemektedir. 


TTK’nin 811. maddesinin varlığı da getirilen düzenlemenin sadece hamil açısından sonuç doğuracağını göstermektedir. 811. madde de sadece ibraz sürelerine ilişkin mücbir sebep halini düzenlemekte olup; borçlular lehine ödememe hali için öngörülen herhangi bir mücbir sebep düzenlemesi bulunmamaktadır.  

Çeki ibraz eden ve ödememe durumunu tespit ettiren hamil, 22.03.2020 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı gereği, söz konusu çek hakkında icra takibi açamayacağı gibi ihtiyati haciz kararı alması durumunda bunu icra edemeyecektir.  

  

2. Muhatap Banka Açısından


Düzenleme tarihinin ertelenmesi/değiştirilmesi ve/veya ibrazın yasaklanması/geçersiz sayılması şeklinde bir düzenleme getirilmemiş olması sebebiyle, muhatap banka, düzenleme tarihine göre hesaplanacak olan ibraz süresi içinde çeki ibraz eden hamile, hesabın müsait olması durumunda ödeme yapmak, hesabın müsait olmaması durumunda ise ödememe durumunu tespit etmekle yükümlüdür.  


Zira kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra muhatap bankalar da aynı şekilde işlem yapmaktadırlar. 


3. Borçlular Bakımından


İbraz sürelerinin durmasının sadece hak sahibi hamil açısından sonuç doğuracağı sonucundan hareketle, borçlular bu düzenlemeye dayanarak ödeme yapmaktan kaçınma hakkına sahip değildirler. 


Borçlular lehine çeklerle ilgili getirilen tek düzenleme, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (Koronavirüs Tedbirleri) 48. maddesi ile 5834 sayılı Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklenmesidir:


GEÇİCİ MADDE 2 - (1) Anapara ve/veya taksit ödeme tarihi 24/3/2020 tarihinden önce olup da; kullandığı nakdî ve gayrî nakdî kredilerinin anapara, faiz ve/veya ferilerine ilişkin ödemelerini aksatan gerçek ve tüzel kişilerin, ticari faaliyette bulunan ve bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çıkan çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin 5411 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi hükmü uyarınca kurulan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde tutulan kayıtları, söz konusu borçların ödenmesi geciken kısmının 31/12/2020 tarihine kadar tamamının ödenmesi veya yeniden yapılandırılması halinde, bu kişilerle yapılan finansal işlemlerde kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar tarafından dikkate alınmaz.


Bu düzenleme sadece nakdi ve gayri nakdi kredi kullanan ve ödemelerini aksatan borçluların Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde tutulan kayıtlarına ilişkin olup, borçlulara tüm çekler kapsamında bir ödememe hakkı tanımamaktadır. 


Yaşanılan olağanüstü süreç sebebiyle, çeklerle ilgili borçlular lehine “ödememe sonucunu doğuran” açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, borçluların ödememe halinde genel hükümler çerçevesinde mücbir sebep düzenlemelerine dayanmalarına bir engel bulunmamaktadır. Ancak bu durumda kambiyo senetlerinin soyutluğu prensibi ve sürekli el değiştiriyor olması sebepleriyle, temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilecek mücbir sebep durumunun, kambiyo ilişkisi içerisine giren tüm kişilere karşı ileri sürülebilmesi fiziken mümkün olmayacaktır. Düzenleyen kişi, hamili ancak kambiyo senedinin ibrazı anında tespit edebilir ki bu anda hamil, belki daha önce hiç tanımadığı düzenleyenin gerçekten mücbir sebepten etkilenip/etkilenmediğini, mücbir sebebe dayanma sebeplerinin düzenleyen nezdinde gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit edebilme imkanına sahip olmayacaktır. Çeklerde muhatap bankaların bu gibi incelemeleri yapma hak ve yetkisinin olmadığı da düşünüldüğünde, mücbir sebebin kambiyo senetlerinde ödememe gerekçesi olarak kabul edilmesinin fiilen mümkün olmayacağı söylenebilecektir.    


III. SONUÇ


Yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde;


  •  7226 sayılı Kanun’un Geçici Madde 1 düzenlemesinin çeklerdeki ibraz sürelerini durdurduğu,
  •  İbraz sürelerinin durmasının sadece hak sahibi hamil açısından sonuç doğurabileceği, 
  •  Hamilin ibraz yükümlülüğünü yerine getirmek istemesi durumunda muhatap banka ile borçluların ibraz sürelerinin durması gerekçesiyle ödeme yapmaktan kaçınamayacakları,
  •  Cumhurbaşkanı Kararı gereği alacaklı hamilin borçlular aleyhine icra takibi açamayacağı gibi ihtiyati haciz kararı alması durumunda bunu icra edemeyeceği,
  •  Koronavirüs sebebiyle ödemelerini gerçekleştiremeyen borçluların, temel ilişkinin diğer tarafına genel hükümler uyarınca “mücbir sebep” durumunu ileri sürme hakkının olduğu ancak çeklerin özellikleri gereği bu hakkın kullanımının fiilen mümkün olmayacağı sonuçlarına varılmıştır.

Yararlı olması dileğimizle. 




 Yorumlar (0)

 Yorum Yapın