Corona Virüsün Özel Öğretim Kurumları Ücretlerine Etkisi Mücbir Sebep Tartışması


Genel Olarak


2019 yılının Aralık ayında ilk olarak Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve halihazırda etkileri yoğun olarak ülkemizde de hissedilen corona virüsün, tıbbi ve toplumsal sonuçları yanında hukuki sonuçlarının da olacağı açıktır. 


Corona virüse karşı eğitim alanındaki tedbirler kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı 12 Mart 2020 tarihinde yaptığı açıklama ile 16-20 Mart 2020 tarihleri arasında tüm ilk ve orta dereceli tüm okullarda eğitim ve öğretime ara verildiğini; 23-27 Mart 2020 tarihleri arasında ise uzaktan eğitim süreçlerinin başlayacağını duyurmuştur.     


Bakanlık tarafından yapılan bu duyuru kapsamında, özel öğretim kurumları da eğitim ve öğretime aynı plan çerçevesinde devam etmekle yükümlüdürler. Özel öğretim kurumları, ücret karşılığı eğitim ve öğretim hizmetleri verdiklerinden, uzaktan eğitim sürecinde, ücrete hak kazanıp kazanmayacakları konusunun ayrıca değerlendirilmesi gerekecektir. 


Bu çerçevede, öncelikle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen bu kararın niteliği incelenerek, sonrasında hem özel öğretim kurumları hem de veliler açısından eğitim-öğretim, yemek, servis gibi unsurları kapsayan “ücret” konusu değerlendirilecektir.    


Uzaktan Eğitim Kararı ve Bu Kararın Özel Öğretim Kurumlarına Etkisi


Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir pandemi olarak ilan edilen corona virüsün günlük yaşamı, eğitim-öğretim düzenlemeleri gibi ulusal ve uluslararası ticareti etkilediği, hükümetler tarafından zorunlu önlemler alındığı tartışmasızdır. 


Bu durumun ve alınan zorunlu önlemlerden olan uzaktan eğitim sürecine girilmesinin, özel öğretim kurumlarının ücretlerini tahsil etmelerini etkileyip etkilemeyeceğini değerlendirebilmek adına tarafların arasındaki hukuki ilişkinin ve tarafların yükümlülüklerinin tespiti gerekmektedir. 


Taraflar Arasındaki Hukuki İlişkinin ve Yükümlülüklerinin Tespiti


Çocuklarının özel öğretim kurumlarında eğitim ve öğretim görmelerini isteyen veliler ile özel öğretim kurumları arasında sözleşmesel bir ilişki kurulmaktadır. Kurulan bu ilişki neticesinde, özel öğretim kurumu; eğitim ve öğretim, yemek, kahvaltı, servis, pansiyon/yatakhane, kitap-kırtasiye, kıyafet, etüt ve benzeri hizmetler sunmayı; veli de bu hizmetler karşılığında bir ücret ödemeyi taahhüt etmektedir. 


Taraflar arasındaki bu sözleşmesel ilişki niteliği gereği iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Uluslararası düzeyde ortaya çıkan corona virüsün ve alınan tedbirlerin bu sözleşmeye ve edimlerine etkisini değerlendirebilmek adına alınan tedbirlerin niteliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 


Borcu Sona Erdiren Sebeplerden Biri “Mücbir Sebep”


Türk Borçlar Kanunu’nun 136. Maddesinde; borcun ifasının, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşması halinde borcun sona ereceğini “ifa imkansızlığı” adı altında düzenlemiştir. 


Uygulamada ve doktrinde ifa imkansızlığı genellikle mücbir sebep veya olağanüstü durum kavramlarıyla açıklanmaktadır. 


“Mücbir sebep” kavramı Türk Borçlar Kanunu’nda veya sair mevzuatta açıkça tanımlanmamıştır. Doktrinde mücbir sebep; sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülme olanağı bulunmayan, üstlenilen borcun yerine getirilmesini engelleyici, önceden sezilemeyen ve karşı konulamayan borçlunun kendi fiil ve durumundan bağımsız bir hal olarak tanımlanmaktadır. 


Mücbir sebebin varlığının kabul edilebilmesi için; 

a) Mücbir sebebin, mücbir sebebi öne süren taraftan kaynaklanan bir fiil veya kusurdan ileri gelmemesi, 

b) İfanın yerine getirilmesine engel olacak bir niteliğe sahip olması, 

c) Mücbir sebebi öne süren tarafından bu engeli ortadan kaldırmanın mümkün olmaması, 

d) Mücbir sebep gerekçesinin somut olayın şartlarına bağlı olarak ifayı yerine getirmemede yeterli görülmesidir. 


Uluslararası Ticaret Odası’nın (ICC) 2003 yılında yayımlamış olduğu tavsiye niteliğindeki Mücbir Sebep ve Beklenmeyen Hal Klozu’nun 3. Maddesine göre salgın hastalık mücbir sebep olarak kabul edilmektedir. 


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.06.2018 tarihli kararında da salgın hastalık mücbir sebep olarak kabul edilmektedir. 


Tüm bunlar dikkate alındığında, kamu sağlığını koruma amaçlı olarak alınan devlet uygulamaları neticesinde (okulların tatil edilmesi, konferans, sempozyum gibi aktivitelerin farklı devlet kurumları tarafından iptal edilmesi veya ileri tarihlere ertelenmesi) pek çok sözleşme konusunun ifasının imkansız veya insan sağlığı açısından tehlikeli hale geldiği ve mücbir sebep halinin ortaya çıktığını göstermektedir 


Yapılan tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, salgın tek başına ve objektif olarak tüm sözleşenler veya edim yükümlüleri için bir mücbir sebep hali teşkil etmeyecek; edimi ifa borcu olan tarafın, mücbir sebep nedeniyle edimini ifa edemediğini, yani ifa imkansızlığı içinde olmasıyla corona virüs arasında bir illiyet bağını ortaya koyması gerekecektir. 


Son olarak taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda özel bir hüküm olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Nitekim Borçlar Kanunu’nun 136. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ifa imkansızlığı söz konusu olmasına rağmen borcun sona ermeyeceğinin sözleşme ile kararlaştırılmasına izin vermektedir. Bu sebeple, aşağıda yapılacak olan açıklamalar, mücbir sebebin uygulanma koşullarının gerçekleştiği ihtimali çerçevesinde yapılacaktır. 


Özel Öğretim Kurumları İle Yapılan Sözleşmelerin Durumu


Yukarıda açıklandığı üzere tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olan özel öğretim kurumları sözleşmeleri ile tarafların yükümlendikleri esaslı edimleri sıralayacak olursak;


ÖZEL EĞİTİM KURUMU

VELİ

Eğitim ve öğretim verme

Ücret Ödeme

Yemek – kahvaltı

Servis

Pansiyon/yatakhane

Kitap - kırtasiye

Kıyafet

Etüt vb. 


Bir borcun, mücbir sebep varlığı sebebiyle sona erebilmesi için, edimlerin ifasının imkansız hale gelmiş olması gerekmektedir. Bu sebeple, ortaya çıkan durumun ve etkilerinin her bir edim bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. 


1. Eğitim Ve Öğretim Verme Borcu 


Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen karar uyarınca okullar, uzaktan eğitim sürecine girmek zorundadırlar. Yani okulların eğitim ve öğretimi zorunlu olarak uzaktan vermeleri, kendileri açısından karşı konulamaz bir durumdur. 


Verilen karar uyarınca eğitim ve öğretimin verilme şekli değişmiş olup; anayasal bir hak olan eğitim hakkının ortadan kaldırılması ve/veya sınırlandırılması söz konusu değildir. Eğitim ve öğretimin zorunluluğu ve sürekliliği de göz önüne alındığında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın tüm kararlarına uymakla yükümlü olan özel öğretim kurumları üzerlerine düşen bu yükümlülüğü “uzaktan” olacak şekilde yerine getireceklerdir. Bu sebeple, velilerin, hizmet aldıkları eğitim ve öğretim ediminin karşılığı olarak ücret ödeme borçları devam edecektir. 


2. Yemek – Kahvaltı, Servis, Pansiyon/Yatakhane, Etüt Borçları


Uzaktan eğitim sürecinde, mücbir sebep gerekçesiyle yerine getirilemeyen yemek – kahvaltı, servis, pansiyon/yatakhane, etüt borçları sona ereceğinden, velilerin de hizmet almadıkları bu edimlerin karşılığı ücret ödeme borçları sona erecektir.   


Servis hizmetinin özel eğitim kurumundan değil de başka bir kişi/kurum tarafından sağlanması durumunda veliler de mücbir sebep gerekçesiyle servis sağlayıcılarına karşı ücret ödemekle yükümlü olmayacaklardır. 


3. Kitap – Kırtasiye, Kıyafet


Genellikle, okulların açıldığı dönemde temin edilen bu tür araç gereçlere ilişkin edimlerin ifası tamamlanmış olduğundan bu edimler mücbir sebepten etkilenmeyeceklerdir. Ancak bu edimler açısından ifası tamamlanmamış olanlar var ise (örneğin aylık kitap ya da farklı eğitim materyallerinin sağlanması gibi) tarafların karşılıklı edimleri, edimin yerine getirilip getirilemeyeceği durumuna göre tespit edilecektir. Örneğin yabancı bir ülkeden temin edilen yabancı dil kitaplarının temin edilememesi söz konusu olursa, velinin bu amaçla yaptığı/yapacağı ücret ödeme borcu da sona erecektir.  


4. Velinin Ücret Ödeme Borcu


Yukarıdaki değerlendirme, özel öğretim kurumları açısından olduğu kadar, veliler açısından da büyük önem arz etmektedir. Söz konusu mücbir sebebin, velinin maddi durumunda gösterdiği etki (örneğin gelirindeki düşüş, maaşının kesilmesi, işten çıkarılması vb.), özel öğretim kurumları mümkün olan tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen, velinin ücret ödeme borcunu sona erdiren bir sebep olarak kabul edilebilecek midir?


Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerin niteliği gereği, veli mücbir sebebin şartlarının kendi şahsında gerçekleştiğini iddia ediyor ve ücret ödeme imkanı bulunmuyorsa, bu durumda özel öğretim kurumu da kural olarak hizmet vermekten kaçınma hakkına sahip olacaktır. Zira Borçlar Kanunu’nun 136. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca borcundan kurtulan borçlu (burada veli) henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Bu durumda öğrenci, özel öğretim kurumlarında eğitim ve öğretim görme hakkını kaybedeceği için yeni bir okula kaydının alınması, adaptasyon süreci gibi öğrenciyi ve öğretim hayatını doğrudan etkileyebilecek çok ciddi sonuçlar ortaya çıkabilecektir. 


Söz konusu hizmetin, zorunlu eğitim ve öğretim olduğu göz önünde tutulduğunda tarafların tüm iyiniyetli yaklaşımları sergilemesi ve menfaat dengesinin sağlanması gerektiği unutulmamalıdır.    


Sonuç


Corona virüsün varlığı ve bu çerçevede alınan tedbirlerin mücbir sebep olduğu tespit edilmekle birlikte, mücbir sebebin borcu sona ermesi bakımından her bir sözleşmesel ilişkinin ve sözleşmede yer alan edimlerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. 


Özel öğretim kurumlarının niteliği gereği, ücretlerinin tespit edilmesinde birden fazla edim aynı anda etkili olduğundan, bu aşamada yapılması gereken, yukarıda mücbir sebebin varlığının borcu sona erdirmediği açıklanan edimler için yeniden bir ücret belirlemesinin yapılması gerekmektedir. 


Okul ücretlerini dönem başında peşin olarak ödeyen velilere ise, yeniden hesaplama ile bulunacak olan ücret farkının (edim borcunun sona ermiş olması sebebiyle ifa edilemeyecek olan edimler için fazladan tahsil edilmiş olan) Borçlar Kanunu’nun 136. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca geri ödenmesi gerekecektir.    


Yararlı olması dileğimizle. 


 Yorumlar (0)

 Yorum Yapın