Esnek çalışma yazı dizimizin son bölümünde ekonomik koşullarda oluşan değişiklikler ve kur dalgalanmalarının sonucundan neredeyse tüm işverenlerin etkilendiği bu dönemde üretimi ve istihdamı korumak adına nasıl bir çalışma-işin yürütülmesi dengesi sağlanabileceğinden bahsetmek istiyoruz.

Pek çok işyerinde özellikle iç piyasaya özgü siparişlerin azaldığı bir noktada, ücret maliyetlerinin özellikle gereksiz kalemler (elektrik, yol-yemek, fazla mesai gibi) bakımından azaltılabilmesi ancak istihdamın da tüm ülke yararına sürdürülmesi gereken bir dönemden geçmekteyiz. Elbette ki bu durum her kesimden çalışanı ve işvereni ilgilendiren ortak bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Biz de bu soruna, sipariş –üretim azalması yaşayan işyerlerinde istihdamın azaltılması seçeneğinden başka seçeneklerin de olduğunu, esnek çalışma yöntemlerinin kullanılmasının da maliyetleri düşürmeye yardımcı olacağı noktasına işaret ederek alternatif çözüm sunmayı amaçladık. Bu ortak sorunun üstesinden gelebilmek adına işveren ve işçilerin ortaklaşa karar vererek atabilecekleri adım olarak esnek çalışma usullerini diğer iki yazımızda detaylı bir şekilde sizlerle paylaştık.

Ekonomik zorlukların yaşandığı dönemlerde işverenlerin kriz zamanlarında maliyetleri azaltmaya öncelikli olarak işçi maliyetlerinden başladığı bir gerçektir. Bununla birlikte işverenler esnek çalışma usullerini seçerek iş ilişkisini sürdürmek ve kalifiye çalışanlarını kaybetmemek seçeneğiyle her iki tarafın da lehine bir sonuç almayı başarabilmektedirler. İş Hukuku uzmanları, çalışan memnuniyetini ve performansını artırdığı konusunda hemfikir olduğu esnek çalışma sistemini özellikle kriz döneminde bir çıkış olarak görmektedir. Dünya genelinde yapılan araştırmalarda, şirketler her ne kadar geleneksel çalışma sistemlerini korumaya çalışsalar da esnek çalışma usullerinin özellikle kriz dönemlerinde çalışanı elde tutmanın en kolay yolu olduğunu ortaya koymaktadır.

Üretimin azalması ile çalışma saatleri de azaltmakta bunun sonucu olarak da kısa bir dönem de olsa önlem olarak işçinin de rızası alınarak tam çalışmadan kısmi çalışmaya geçen işverenlerin olduğu görülmektedir. Peki aynı zamanda nasıl zaman zaman gelen iş artışlarına  uyum sağlayabiliriz?  Bu sorunun cevabı, bu dönemin işçinin tam rızası ve güveni ile ilerleyerek, gerektiğinde yeniden tam süreli çalışmaya geçme esnekliğini de koruyarak esnek çalışma ile artan karşılıklı asgari memnuniyet ve performansla gerçekleşeceği olacaktır.

Ekonomik zorlukları hisseden grup şirketlerin oluşturduğu Holdingler için 4857 sayılı İş Kanununda 2016 yılında yapılan değişiklikle getirilen Geçici İş İlişkisi istihdamı sona erdirmeden aynı organizasyon içinde istihdam fazlası olan işverenden ihtiyacı olan işverene yönlendirerek, işveren değişikliği ile işçi ve işveren karşılıklı olarak ihtiyacı karşılamak üzere uygulanacak en iyi çıkış yolu olarak görülmektedir.  Önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi bu türlü geçici iş ilişkisi kurulması süre kısıtlaması nedeni ile kural değil istisnadır.

Bunun dışında ekonomik kriz koşullarında uygulanması açısından ilk defa 4857 sayılı İş Kanunu’nda getirilen yeni çalışma usulleri – uzaktan çalışma ve çağrı usulü çalışma- ile “esneklik” uygulamalarına sıklıkla yer verdiğini ve ücret- mesai –performans sonucunun bu çalışma usulleri ile dengelenebileceğini, çalışanların ve işverenin yararı bakımından nasıl en az zararla ile geçirilebileceğini görmekteyiz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; iş hukukunda esnekleşmenin karşılıklı çıkarları uzlaştırıcı olması gerekir. İşletme çıkarları gözetilirken işçinin; sağlık ve sosyal güvenlik hakları ile kişiliği de ihmal edilmemelidir. Bu nedenle iş hukukunda esnek çalışma yöntemleri bir yandan işletmelerin üretim kapasitesine, piyasa ve rekabet şartlarına uyumunu sağlamak, diğer yandan işçilerin sosyal ihtiyaçlarına cevap vermek üzere, katı yasal düzenlemeler yumuşatılarak, tarafları bir ölçüde daha serbest bırakan bir çalışma sisteminin benimsenmesini ifade etmektedir.

Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde çalışma biçimlerinin esnekleştirilmesi işsizliğin azaltılması bakımından önemlidir. Çünkü böylece çalışanların mümkün olduğu kadar işgücü piyasasında kalması sağlanmış olmaktadır.

Ülkemizde de dönem dönem yaşanan krizler sonucunda, özel sektörde yer alan işletmeler kapanmakta; bu bir çok sonucunun dışında en önemlisi işsizliğin artmasına ve kayıt dışı istihdamın artmasına yol açmaktadır. İşletmeler ve işverenler her türlü koşullar için önlem planları hazırlayarak oluşabilecek olumsuz koşullara hızlıca adapte olmak ve en az hasarla atlatmayı amaçlamaktadırlar.

Dolayısı ile krizler yaşanmadan bunların etkilerini azaltacak önlemlerin zamanında alınması düşünülmesi büyük önem taşımaktadır. Üretimin ve istihdamın devamlılığını sağlayabilmek için uygulanabilecek yolların en önemlilerinden birisi de işletmelerin özelliklerine göre çalışma hayatına ve bu bağlamda çalışma ilişkilerine esneklik getirme olacaktır.

Esnek çalışma yönergesi estore.isteasistan.com adresinde.

Yararlı olması dileğimizle.


EKONOMİK KOŞULLARIN ZORLADIĞI ACİL İŞVEREN GÜNDEMİ: ESNEK ÇALIŞMA-I

EKONOMİK KOŞULLARIN ZORLADIĞI ACİL İŞVEREN GÜNDEMİ: ESNEK ÇALIŞMA-II


 Yorumlar (0)

 Yorum Yapın